Göbek Kordonu

Doğum aileye, topluma yeni bir bireyin katılması, bir kadının anne olması, bebeğin ve annenin artık aynı bedende olmasa bile aynı seviyede bağlanması demek. Evet doğum belli riskler içeriyor. Söz konusu olan bebeklerimizin, annelerimizin hayatı. Ancak tedbir alma ve gerektiğinde gerekli müdahaleleri yapma işini o kadar abarttık ki, doğumun aslında ve çoğu zaman doğal bir fizyolojik işlev olduğunu unuttuk. Son birkaç yüzyıldır doğum olur olmaz bebeği ısıtıcının altına götürüp, iyi mi diye bakıyoruz. Götürebilmemiz için ise kordonu kesmemiz gerekiyor. Neredeyse her yerde kordon hemen kesiliyor, anne ve bebek birbirinden ayrılıyor.

Anne karnındaki bebek plasenta aracılığı ile beslenir. Bebeğin kalbi 2 atardamar ile plasentaya kan pompalar. Kan plasentada temizlenir bir toplardamar aracılığı ile bebeğe geri döner. Bebeğin dolaşımdaki kanının üçte biri plasenta ve kordondadır. Buna "kordon kanı" denir. Oradaki kan da bebeğin kanıdır. Zaten plasenta da bebeğin bir organıdır. Bebek doğduğunda plasenta hala annenin rahminde, bebek dışarıdadır. 45 saniye içinde atar damarlar kasılarak kapanır. Bebeğin kalbinin plasentaya kan pompalaması yaklaşık 45 saniye sonra durur. Açık kalan tek damar toplardamardır ve akımın yönü (bebek plasentadan çok yukarda tutulmadıkça) bebeğe doğrudur.

 

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) erken kordon klemplenmesi ve kesilmesini doğum sonu 1 dakikalık süreç olarak; geç kordon klemplenmesini ise doğum sonu 2-3 dakikalık süreçte ya da kordon atımın sona ermesinden sonra olarak tanımlamıştır (Word Health Organisation 2013). Göbek kordonunun klemplenmesi ve kesilmesi işlemi, anne ve bebeğin teknik olarak birbirinden ayrılmasından çok daha derin bir anlam taşımaktadır. Yenidoğanın yaşama geçişinin fizyolojik olaylar dizisi ile gerçekleştiği kabul edilirken, bu olaylar dizisinde göbek kordon klemplenme zamanının yenidoğanın sağlığı ve iyiliği üzerine önemli etkileri olduğu fark edilmiştir. Göbek kordonunun  kesilmesi için en az 30-60 saniye beklenmesinin bebek üzerine olumlu etkileri olduğu, kan volümünü artırdığı, kan transfüzyonu ihtiyacını ve prematüre yenidoğanlarda intrakraniyal hemoraji riskini azalttığı belirlenmiştir.
Diğer yandan yapılmış çalışmalarda kordonu geç kesilen bebeklerde daha yüksek bilirubin değeri bulunma, ya da laboratuvar olarak polisitemi  görülme ihtimali daha yüksek bulunmuştur. Ancak kordonun geç klemplenmesine bağlı artmış "hastalık" hiç bir çalışmada bildirilmemiştir. Yani daha yüksek bilirubin değerleri tespit edilse de, daha sık sarılık görülmemektedir. Ya da başka bir deyişle, "kordonu geç keserek bebeğe zarar verir miyiz?" endişesinin yersiz olduğu ispatlanmıştır.
Tabi ki doğum sonrası bebekte bir sıkıntı varsa ve acil müdahale edilmesi gerekiyorsa kordonun klemplenme zamanı önce mi olsun sonra mı olsun diye düşünülemez ve en kısa sürede müdahale edilmesi için gerekenler yapılır. Burada anlatmak istediğim herhangi bir problem olmayan sağlıkla dünyaya gelmiş bir bebeğin önce anne ile ten tene temasını sağlamak onlar birbirine bağlanma süreci içindeyken de göbek kordonunu geç klempleyerek bebeğin bu kandan elde etmesi gereken tüm yaraları almasını beklemek. 

Hayata en iyi şartlarda başlamak tüm bebeklerin hakkı, bebek doğar doğmaz annesinin kollarında ten tene temas halinde dinlenmeli, o sırada en az bir dakika kordonundaki kanını bedenine almalıdır. Tıbbi gereklilik olmadıkça bu süreç bozulmamalı ve bu şartlarda ki doğumların artması tüm dileğimiz…

blog